·4 dk okuma·psikoloji
Bir Şey Değişti, Ama Hangisi? Görsel Değişimi Bulmanın İki Ölçeği
Portreler ve renkli şekillerle yapılan dört deney, bir değişimi bildirmekle değişen nesneyi seçmenin neden aynı başarı ölçüsü olmadığını gösteriyor.
Otuz kırmızı ve yeşil daireye bakıyorsunuz. Kısa bir boşluktan sonra düzen yeniden beliriyor. Görüntüde artık daha çok kırmızı varmış gibi geliyor; yine de hangi dairenin değiştiğini gösteremiyorsunuz. Bu durum mutlaka dayanaksız bir tahmin midir? Yoksa sahnenin bütünü hakkında elde edilen bilgi, tek bir nesneyi işaretlemeye yetecek bilgiden farklı olabilir mi? Piers D. L. Howe ve Margaret E. Webb'in 2014 araştırması, bu ayrımı somut görevlerle sınadı. [1]
Sorunun çekiciliği, açıklanamayan bir sezgi fikrinden gelmiyor. Daha sıradan bir bilgi farkı yeterli olabilir: Bir kümenin renk oranının değiştiğini anlamak, değişen üyelerin kimliğini bilmek değildir. Araştırmacılar, bu olasılığı tahmin etme eğilimini de hesaba katan bir çözümlemeyle değerlendirdi. Deneyler, değişim bildirimiyle değişen nesneyi doğru seçmeyi ayrı yanıtlar olarak topluyordu. Böylece birini diğerinin otomatik sonucu saymak yerine, aralarındaki mesafe ölçülebiliyordu. [1]
Önce fotoğraflardaki fark
İlk deneyde on gözlemci, aynı kadının iki portre fotoğrafını sırayla gördü. Her görüntü bir buçuk saniye sunuldu; aralarında bir saniyelik boş ekran vardı. Fotoğraflar durmadan yanıp sönerek tekrarlanmıyordu. Bu tek sunumlu düzen, kişinin önce şüphelenip sonraki tekrarda şüphesini doğrulaması gibi bir stratejiye fırsat vermemeyi amaçlıyordu. [1]
Gözlemci önce değişim olup olmadığını söyledi. Değişim olduğunu bildirirse, küpe, gözlük, şapka veya saç gibi dokuz seçenek arasından değişen özelliği seçti. Yüz değişim denemesi ve kırk kontrol denemesi vardı. Kontrol denemelerinde hedeflenen dokuz özellikten hiçbiri değişmiyordu. Buna rağmen iki fotoğraftaki duruş tamamen aynı tutulmamıştı; çünkü gerçek değişim fotoğraflarında da duruş farkları bulunuyordu. [1]
Dolayısıyla deneyin değişmedi dediği durum, iki görüntünün bütün piksellerinin aynı olması demek değildi. Değişimin nasıl tanımlandığı görevle birlikte belirlenmişti. Fotoğraflardan yalnız birine bakarak hangi özelliğin eklenmiş veya çıkarılmış olduğunu güvenilir biçimde çıkarmayı önlemek için özellikler rastgele düzenleniyordu. Gözlemci iki sunum arasında bir karşılaştırma yapmak zorundaydı. [1]
Evet deme eğilimini saymak
Bazen kişi hiçbir belirgin bilgiye sahip olmadan da değişim olduğunu söyleyebilir. Ardından yanlış özelliği seçmesi, tek başına özel bir algısal yeteneğin kanıtı değildir. Araştırmacılar bu nedenle kontrol denemelerindeki yanlış değişim bildirimlerini kullanarak her kişinin tahmin eğilimini değerlendirdi. Değişimi bildirdiği fakat doğru özelliği seçemediği denemelerin kaçının bu eğilimden kaynaklanabileceğine ilişkin bir model kurdular. [1]
Bu model varsayımsız değildi. Gerçekte değişim bulunmadığında bir değişimin algılanamayacağını, fakat yine de var diye yanıt verilebileceğini ayırıyordu. Ayrıca değişimin fark edilmediği durumdaki yanıt eğilimini kontrol denemeleri üzerinden tahmin ediyordu. Sonuç, ham yanlış nesne seçimlerini doğrudan saymaktan daha dikkatli bir karşılaştırmaydı; yine de kullanılan varsayımlar, yorumun bir parçası olarak kalıyordu. [1]
İlk deneyde doğru değişim bildiriminin ardından yanlış özellik seçilen denemeler, tahmin modelinin öngördüğünden fazlaydı. Bu fazlalık, kimi değişimlerin doğru özelliği seçmeye yetecek bilgi olmadan bildirilebildiği yönünde kanıt sağladı. İkinci deney portreleri ters çevirerek aynı soruyu yeniden ele aldı ve benzer bir fazlalık buldu. Ters çevirmek yüzlerin bütün özel işlenme biçimlerini ortadan kaldırmış sayılmaz; sonuç yalnız dik portre düzenine bağlı görünmüyordu. [1]
Dairelerde değişen şey oran
Üçüncü deneyde doğal fotoğraflar yerine otuz daireden oluşan daha denetlenebilir düzen kullanıldı. Her dairenin kırmızı veya yeşil olması başlangıçta bağımsız olarak rastgele belirlendi. Değişim denemelerinde aynı renkteki üç daire diğer renge döndü. Böylece bütün görüntüdeki kırmızı ve yeşil oranı da değişiyordu. Katılımcı önce değişim olup olmadığını, ardından değiştiğini düşündüğü bir daireyi seçiyordu. Değişen üç daireden herhangi birini seçmesi doğru sayılıyordu; üçünü birden bulması istenmiyordu. [1]
Bu düzen, toplam görünüş ile tek nesne bilgisini ayırmak için özellikle elverişliydi. Kırmızının payı artmış olabilir; ama bu artışın hangi üç konumdan geldiği aynı bilgi değildir. Başlangıç renkleri rastgele olduğundan, yalnız son görüntüde çok kırmızı bulunmasına bakarak değişim olduğu söylenemezdi. Gerekli bilgi, iki sunumdaki oranların karşılaştırılmasından gelmeliydi. [1]
Bu deneyde değişimi doğru bildirip değişen daireyi seçememe örüntüsü, tahminle açıklanabilecek düzeyi belirgin biçimde aştı. On gözlemcinin her biri, modelin tahmininden daha fazla böyle deneme gösterdi. Bu, herkesin her değişimi saptadığı veya hangi dairenin değiştiğine dair hiçbir kısmi bilgi taşımadığı anlamına gelmiyordu. Kanıt, doğru nesneyi seçemediği bazı denemelerde değişim bildiriminin rastgele yanıtla yeterince açıklanamamasıydı. [1]
Renk miktarı aynı kalınca
Dördüncü deneyde on beş dikdörtgen kullanıldı. Her dikdörtgenin yarısı kırmızı, yarısı yeşildi. Değişim olduğunda iki dikdörtgenin renkli yarıları yer değiştirdi; bütün görüntüdeki kırmızı ve yeşil miktarı korunuyordu. Böylece önceki deneyde yararlı olabilecek genel renk oranı ipucu artık aynı biçimde işe yaramıyordu. [1]
Değişimi bildirip nesneyi seçememe denemeleri bu kez tahmin modelinin öngördüğünden anlamlı derecede fazla değildi. Üçüncü ve dördüncü deney arasında doğrudan karşılaştırmada da fark vardı. Bu sonuçlar renk oranı açıklamasını destekliyordu. Bununla birlikte düzenler daire ve dikdörtgen oluşları, nesne sayıları gibi başka özelliklerde de farklıydı. Bütün değişkenler sabitken yalnız tek ipucunun etkisi kesin olarak yalıtıldı demek fazla güçlü olur. [1]
Kontrol deneyi, önceki örüntüyü yalnız yanlış yere tıklama veya hemen unutma üzerinden açıklamayı da zayıflatıyordu. Ancak anlamsız çıkan farkı, böyle bir algısal ayrımın o düzen altında mutlak olarak imkânsız olduğunun kanıtı saymak gerekmez. Küçük örneklemli belirli görevlerde hangi kanıtın bulunup bulunmadığı, evrensel bir yetenek sınırından daha dar bir ifadedir.
Kısmi bilginin yeterli olduğu yer
Makale, gözlemcinin değişen nesnenin yaklaşık yerini ne kadar bildiğini ölçmediğini özellikle belirtiyordu. Bilinçli farkındalık sorununu da bu deneylerin çözdüğünü ileri sürmüyordu. Bir nesneyi tam olarak seçememek, onun hakkında hiçbir fikir bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle sonucu altıncı his veya bütün ayrıntıların gizlice eksiksiz kaydı olarak anlatmak gereksizdir. [1]
Daha açıklayıcı sonuç, bilgi düzeylerinin ayrışabilmesidir. Bütün hakkında değişim bilgisi, bir üyenin kimliğine ilişkin doğru yanıtı her zaman sağlamayabilir. Deneyin değeri, bu farkı ilginç bir deneyim anlatısı olmaktan çıkarıp kontrol denemeleri, tahmin modeli ve ipucu değişikliğiyle sınamasındadır. Bir şeyin değiştiğini anlamak, değişen şeyi bulmakla aynı başarı ölçüsü değildir.
Kaynaklar
[1] Howe, P. D. L. ve Webb, M. E. (2014). Detecting Unidentified Changes. PLOS ONE, 9(1), e84490. https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0084490 . DOI: 10.1371/journal.pone.0084490. Creative Commons Attribution lisanslı araştırmaya dayanan bağımsız açıklama.