ethruna|forum tüm yazılar English ethruna.com

·5 dk okuma·psikoloji

Fotoğraf Kaybolduktan Sonra: Çizerken Bakışın Koruduğu Düzen

Ezberden çizerken göz ve kalem kayıtlarını inceleyin: bakışın zaman sıralaması ile geniş mekânsal düzeni arasındaki farkı özgün araştırma üzerinden öğrenin.

Bir fotoğrafa bakıp ardından onu ezberden çizmeniz istendiğinde, eliniz boş bir yüzey üzerinde çalışmaya başlar. Gözleriniz ise artık orada bulunmayan fotoğrafa geri dönemez. Buna rağmen, ilk bakış sırasında izlediğiniz bölgelerle çizim sırasında baktığınız bölgeler arasında bir ilişki kalabilir. Buradaki ilginç soru, çizimin fotoğrafa ne kadar benzediğinden biraz farklıdır: Bir sahneyi incelerken yaptığınız görsel araştırmanın kişisel izleri, sahne ortadan kalktıktan sonra da davranışınızda seçilebilir mi?

Stephanie Huette, Christopher T. Kello, Theo Rhodes ve Michael J. Spivey'nin 2013'te yayımladığı araştırma bu soruyu göz ve kalem hareketlerinin kayıtlarıyla ele aldı. Çalışma, çizim yapmanın sözcük ezberlemekten daha etkili olup olmadığını sınayan bir bellek geliştirme deneyi değildi. İncelenen şey, bakma ile daha sonra çizme arasındaki koordinasyondu. Sonuçları anlamak için de iki farklı benzerliği ayırmak gerekiyor: aynı yerleri aynı sırada ziyaret etmek ve aynı geniş bölgelerde yoğunlaşmak. [1]

Ekrandaki çizgi, eldeki kalem

Araştırmaya on altı üniversite öğrencisi katıldı. Göz izleyicisinin yeterince doğru ayarlanamaması nedeniyle dört kişinin, çizim görevini uygun biçimde gerçekleştirmemesi nedeniyle de bir kişinin verisi dışlandı; çözümlemelerde on bir katılımcı kaldı. Katılımcılar kendilerini uzman sanatçı olarak tanımlamıyordu. Her biri, doğal sahneler içeren altı karmaşık fotoğrafı rastgele sırayla gördü. Bir fotoğraf otuz saniye boyunca inceleniyor, dört saniyelik hazırlanma döneminden sonra doksan saniyelik çizim süresi başlıyordu. Çizerken asıl fotoğraf artık görünmüyordu. [1]

Çizim, kâğıt üzerinde değil, bilgisayar ekranından ayrı bir sayısallaştırıcı tabletle yapılıyordu. Katılımcının eli tableti kullanırken oluşan siyah beyaz çizgiler ekranda beliriyordu. Bu düzen önemli bir ayrıntıdır: gözlerin izlediği şey doğrudan elin altındaki kalem ucu değildi; ekranda ortaya çıkan çizgilerdi. Böylece el ve kol, izlenen çizimin üzerini kapatmıyordu. Sonuçları sıradan bir kâğıt kalem etkinliğine aktarırken bu farklılığı unutmamak gerekir. [1]

Araştırmacılar üç ayrı hareket kaydı elde etti: fotoğrafı incelerken gözün konumu, çizerken gözün konumu ve çizerken kalemin konumu. Göz kırpma veya ekran dışına bakma gibi kullanılmayan örnekler ayıklandı; kalem kaydına yalnız çizgi oluştururken tabletle temas ettiği bölümler alındı. Bu kayıtlar aynı koordinat düzeninde karşılaştırılabiliyordu. Bununla birlikte bir konum kaydı, kişinin ne düşündüğünü doğrudan söylemez. Bakışın yeri ölçülmüştü; belleğin içindeki temsilin tamamı değil. [1]

Önce zamanın izini aramak

İlk karşılaştırma, çizim sırasında göz ile kalemin birbirine nasıl eşlik ettiğine ilişkindi. Eşzamanlı konumlar, zaman bakımından birbirinden uzak konumlara göre daha yakın olma eğilimindeydi. Göz ile el, o anda yapılan iş üzerinde koordinasyon gösteriyordu. Ortalama örüntü, gözün daima elden önce gittiği basit bir yönetim zinciri değildi; göz bazen kalemi önceleyebiliyor, bazen de izleyebiliyordu. Bir işi birlikte yürütmek, her an aynı parçanın liderlik etmesini gerektirmiyordu. [1]

Asıl bellek sorusu ise otuz saniyelik inceleme dönemiyle doksan saniyelik çizim dönemini birbirine bağlamaktı. Araştırmacılar inceleme kaydının zamanını üç katına genişleterek dönemlerin uzunluklarını eşitledi. Eğer çizim, ilk bakış yolunun daha yavaş oynatılan bir kopyası olsaydı, belirli zaman ilişkilerinde konumların yaklaşması beklenebilirdi. Bu tür düzenli bir eşleşme için destek bulunmadı. Çizim sırasındaki koordinasyon ile önceki bakış dizisinin zaman içindeki tekrarının aynı şey olmadığı ortaya çıktı. [1]

Bu olumsuz sonuç, bakma deneyiminin hiçbir iz bırakmadığı anlamına gelmez. Kullanılan sınama, belirli bir yeniden oynatma biçimine duyarlıydı. Daha karmaşık zaman dönüşümleri veya yalnız mekânsal olarak korunan özellikler aynı çözümlemeyle görünmeyebilirdi. Dolayısıyla araştırma, basit bir zaman kopyası düşüncesine destek vermedi; bellekte zamanla ilgili bütün bilginin yok olduğunu kanıtlamadı. Sonraki çözümleme bu yüzden hareketlerin sırasından çok, nerede toplandıklarına yöneldi. [1]

Küçük ayrıntıdan geniş bölgeye

Araştırmacılar görüntü alanını değişik büyüklükte karelere ayırarak konumların mekânsal dağılımını karşılaştırdı. Çok küçük kareler ince ayrıntıları, daha büyük kareler ise geniş bölgelerdeki yoğunlaşmayı öne çıkarıyordu. Allan faktörü yönteminden uyarlanan bu yaklaşım, çizgilerin resme estetik açıdan ne kadar benzediğini puanlamıyordu. Bakış ve kalem konumlarının farklı ölçeklerde nasıl kümelendiğini inceliyordu. Böylece aynı bölgelere dönmek ile aynı hareket dizisini yeniden üretmek ayrı sorular hâline geliyordu. [1]

Örneğin, hayalî bir manzaranın sağ tarafındaki köprüye inceleme sırasında sık bakmış olabilirsiniz. Daha sonra köprüyü çizmek için aynı geniş bölgeyi tekrar ziyaret etmek, bakışınızın önceki bütün duraklarını aynı sırayla izlemenizi gerektirmez. Bu yalnız yöntemi açıklayan bir örnektir; araştırmanın sonuçlarına eklenen yeni bir gözlem değildir. Mekânsal benzerlik, kronolojik özdeşlikten daha zayıf ama farklı türde bir bağ kurar. Çalışmada inceleme ile çizim arasındaki benzerlik de daha geniş mekânsal ölçeklerde belirginleşiyordu. [1]

Yine de benzerlik tek başına bellek açıklamasını tamamlamaz. İnsanlar genel olarak ekranın ortasına bakıyorsa, birbirinden farklı görevlerde benzer konumlar kaydedilebilir. Aynı fotoğrafın belirgin bir nesnesi de herkesi benzer bölgeye çekebilir. Araştırmacılar bu olasılıkları iki ayrı karşılaştırmayla ele aldı. Birinde aynı kişinin farklı fotoğraflara ait kayıtları eşleştirildi. Diğerinde aynı fotoğrafa ilişkin, fakat farklı kişilerden gelen kayıtlar karşılaştırıldı. İlki kişinin genel bakış alışkanlığını, ikincisi görüntünün herkes için ortak yapısını açıklamaya katıyordu. [1]

Bu temel karşılaştırmaların üzerine çıkan benzerlikler, yalnız ortak görüntü veya genel merkez eğilimiyle açıklanamayacak kişiye ve sahneye özgü bir düzen bulunduğunu düşündürüyordu. Ancak bütün hareket çiftleri aynı desteği vermedi. Makalenin sonuç bölümünde, inceleme sırasındaki göz ile çizim sırasındaki kalem karşılaştırması için anlamlı temel farkı bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Bu istisnayı atlayarak gözün önceki yolunun kalem tarafından doğrudan kopyalandığını söylemek doğru olmaz. İnceleme bakışıyla çizim bakışı arasındaki ilişki, eldeki sonucun daha güvenli dayanağıdır. [1]

Belleği bir hareket talimatına indirgemeden

Çalışmanın değeri, hatırlamayı kusursuz bir iç fotoğrafın yeniden gösterimi gibi sunmamasındadır. Bakışın geniş mekânsal düzeni korunabilirken zaman sıralaması aynı biçimde korunmayabilir. Fakat ince ayrıntılardaki zayıf eşleşmenin tek nedeni unutma olarak gösterilemez. Kalem hareketlerinin özellikleri, kayıtların çözünürlüğü ve ölçüm hataları da bu örüntüye katkıda bulunabilir. Aynı şekilde bulgular, sözel veya görsel temsillerin bellekte hiçbir rol oynamadığını söylemez; farklı temsil biçimleri birlikte çalışabilir. [1]

On bir öğrenci ve altı fotoğraftan oluşan bu deney, gözleri belirli bir yönde oynatmanın belleği geliştireceğini göstermiyor. Sanat eğitiminin etkisini, uzun süreli kalıcılığı veya bir klinik uygulamanın yararını da sınamıyor. Desteklediği daha dar sonuç, bir sahneyi görerek inceleme ile onu kısa süre sonra çizme arasındaki bağın yalnız o anki el göz eşgüdümünden ibaret olmayabileceğidir. Fotoğraf kaybolduğunda bütün düzen yok olmuyor; bazı mekânsal özellikler davranışta yeniden belirebiliyor. Ancak bunlar, önceki bakışın eksiksiz ve değişmez bir yeniden oynatımı değil.

Kaynaklar

[1] Huette, S., Kello, C. T., Rhodes, T. ve Spivey, M. J. (2013). Drawing from Memory: Hand-Eye Coordination at Multiple Scales. PLOS ONE, 8(3), e58464. https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0058464 . DOI: 10.1371/journal.pone.0058464. Açık erişimli özgün araştırma; Creative Commons Attribution lisansı. Bu yazı araştırmanın özgün bir açıklaması ve değerlendirmesidir.

ilgili yazılar