·5 dk okuma·psikoloji
Göz Hareketleri ve Bellek: İlk Sonuçtan İkinci Sınamaya
Göz hareketleri sonrası sözcük tanımayı sınayan iki deneyi inceleyin; duyarlılığı, anlamlılık eşiğini ve Bayesçi kanıtın sınırlarını ayırın.
Bir deneyde anlamlı fark bulunması, araştırmanın sona erdiği an olmayabilir. Özellikle basit bir hareketin belleği güçlendirdiği düşünülüyorsa, ilk olumlu sonuçtan sonra sorulacak soru yalnız nasıl çalıştığı değildir. Aynı farkın başka bir düzen içinde yeniden ortaya çıkıp çıkmadığı da önemlidir. Brady Roberts, Myra Fernandes ve Colin MacLeod'un 2020 çalışması bu yol ayrımını görünür kılar. Araştırmacılar göz hareketlerinden sonra sözcük tanımayı iki deneyde sınadı; ilkinde sınırlı destek bulurken ikincisinde aynı temel yarar için destek bulmadı. [1]
İncelenen öneri, hatırlama testinden hemen önce tekrarlanan yatay göz hareketlerinin performansı artırmasıydı. Bu öneri literatürde sakkad kaynaklı geri getirme iyileşmesi, kısaca SIRE olarak adlandırılır. Bir etkinin adının bulunması, onun bütün görevlerde güvenilir biçimde ortaya çıktığını göstermez. Bu araştırma, sözcük listelerinin tanınmasını ölçer; bir tedavinin başarısını veya günlük yaşamda kullanılacak kişisel bellek egzersizini sınamaz. Göz hareketinin testten önce yapılması ile bütün öğrenme ve hatırlama süreçlerini güçlendirdiği iddiası da aynı kapsam değildir. [1]
Tanımak, her sözcüğe eski demek değildir
Deneylerde katılımcılar önce somut isimlerden oluşan listeleri gördü. Sonraki testte bir sözcüğün daha önce çalışılan listede bulunup bulunmadığını bildirdiler. Doğru bir eski yanıtı tek başına yeterli ölçü değildir: kişi yeni sözcüklere de eski diyorsa, yüksek isabet sayısı genel bir onay eğiliminden gelebilir. Araştırmacılar bu nedenle ayırt etme duyarlılığını d-prime adlı ölçüyle ele aldı. Bu ölçü, hedeflerle yeni çeldiricileri ayırmayı değerlendirir; doğrudan doğru cevap yüzdesi olarak okunmaz. [1]
Bu ayrım sonuçları anlamak için belirleyicidir. Bir koşulda daha fazla sözcüğe eski demek, belleğin daha iyi olduğu sonucunu zorunlu kılmaz. İsabetlerle yanlış alarmların birlikte değerlendirilmesi, cevap verme eğilimi ile ayırt etme başarısını birbirine karıştırmamaya yardım eder. Çalışmada cevap yanlılığı ayrıca başka bir ölçüyle ele alınmıştır. Buradaki temel karşılaştırmalar ise göz hareketi koşullarının tanıma duyarlılığına ilişkin sonuçlarıdır. [1]
Üç koşulu aynı kişiyle karşılaştırmak
Birinci deneyde sağ el baskınlığı bildiren 42 Waterloo Üniversitesi öğrencisi yer aldı. Duyarlılık ölçüsünde üç standart sapma sınırını aşan üç kişinin verisi çıkarılınca analiz örneklemi 39 oldu. Her kişi yatay, dikey ve merkezde sabit kalan nokta koşullarının üçüne de katıldı. Koşulların ve sözcük listelerinin sırası dengelenmişti. Böylece farklı insanların genel bellek düzeyleri yerine, aynı kişinin değişik koşullardaki performansı karşılaştırılabiliyordu. [1]
Her blokta 30 sözcük gösterildi, ardından bir dakikalık ses sınıflandırma görevi yapıldı. Bu ara görev, çalışmadan teste geçerken dikkati başka bir işe yönlendiriyordu. Sonra 30 saniyelik nokta izleme aşaması geldi. Yatay koşulda nokta sağda ve solda, dikey koşulda yukarıda ve aşağıda görünüyordu; kontrol koşulunda merkezde yanıp sönüyordu. Son tanıma testinde 15 çalışılmış sözcük ile 15 yeni sözcük bulunuyordu. Bütün çalışılmış sözcüklerin yalnız yarısı test edilmişti. [1]
Bloklar arasında beş dakikalık ara verilmesi, bir koşulun olası etkisinin diğerine taşınmasını azaltma amacı taşıyordu. Çene desteği de baş konumunu ve görsel açıları tutarlı tutmaya yardım etti. Bu önlemler tasarımın parçalarıdır; bütün olası karıştırıcıların yok edildiğini kanıtlamazlar. Araştırmanın ayrıntısını anlatmak da göz hareketlerini kişisel bir uygulama talimatına dönüştürmeyi gerektirmez. Önemli olan koşulların hangi bellek karşılaştırmasını oluşturduğudur. [1]
Anlamlı fark, zayıf kanıt desteği
İlk deneyde yatay koşulun ortalama d-prime değeri 3,11, merkez koşulununki 2,93 olarak raporlandı. Bu karşılaştırmanın p değeri 0,03'tü; geleneksel anlamlılık ölçütü karşılanmıştı. Yatay koşul dikey koşuldan da daha yüksek duyarlılık gösterdi. Ancak araştırmacılar aynı karşılaştırmaları Bayesçi yöntemle de değerlendirdi. Yatay ile merkez koşulu için alternatifin sıfır fark modeline göre desteğini gösteren Bayes faktörü yalnız 1,40'tı. Yazarlar bu desteği zayıf buldu. [1]
İki sonuç birbirini otomatik olarak iptal etmez, çünkü aynı soruyu aynı biçimde yanıtlamazlar. P değeri, kullanılan test varsayımları altında sıfır farkla uyumsuzluğa ilişkin bir ölçüdür; etkinin doğru olma olasılığı değildir. Bayes faktörü ise belirlenen modeller ve önsel varsayımlar altında verinin göreli desteğini karşılaştırır. 1,40 sayısı belleğin yüzde 40 güçlendiği anlamına gelmez. Araştırmanın önemli hamlesi, bir eşiğin geçilmesini açıklamanın son sözü saymayıp yeni deney istemesidir. [1]
İkinci deneyde karşılaştırmanın değişmesi
İkinci deney daha büyük bir örneklemle yürütüldü. 101 katılımcılık veri toplama düzeninde teknik sorunlu dosyaların yerine yeni veriler alındı; ardından üç uç değer çıkarılınca toplam 98 kişi kaldı. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrılmıştı. Bir grup yalnız yatay ve merkez koşullarını, diğeri yalnız dikey ve merkez koşullarını gördü. Böylece tek kişinin hem yatay hem dikey koşuldan geçmesi kaldırıldı, fakat her grubun temel karşılaştırması yine aynı kişinin iki koşuldaki performansıydı. [1]
Tanıma testi de genişletildi: artık 30 çalışılmış sözcüğün tamamı ve 30 yeni sözcük, toplam 60 madde vardı. Dolayısıyla birinci deneyden yalnız örneklem büyüklüğü değişmemişti. Koşulların dağılımı ve test uzunluğu da değişmişti. Sonuç farkını bunlardan yalnız birine bağlamak, araştırmanın ayrı ayrı sınamadığı bir neden seçmek olur. Deney, değiştirilen bu düzen altında temel etkinin yeniden bulunup bulunmadığını gösterir. [1]
Yatay ve merkez koşullarının karşılaştırmasında p değeri 0,90, dikey ve merkez karşılaştırmasında 0,84'tü. Daha önemlisi, sıfır fark modeli lehine Bayes faktörleri sırasıyla 8,87 ve 8,76 olarak raporlandı. Bunlar yalnız anlamlı sonuç çıkmamasından farklı bir kanıt ifadesidir: kullanılan model karşılaştırması, sıfır farkı alternatif modele göre destekliyordu. Yine de sıfır farkın bütün insanlarda ve bütün görevlerde kesin gerçek olduğu sonucu çıkmaz. Model, önsel varsayım ve deney koşulları kanıtın sınırlarıdır. [1]
Mekanizmayı açıklamadan önce olguyu sağlamlaştırmak
Makale, yarımküreler arası etkileşim ve dikkat kontrolü gibi açıklamaları tartışır. Ancak bu iki deneyde beyin bağlantısı veya EEG değişimi doğrudan ölçülmemiştir. Birinci deneyin yatay koşul üstünlüğünün bir kurama uyabilmesi, o sinirsel mekanizmanın gözlendiği anlamına gelmez. İkinci deneyde güvenilir performans artışı bulunmaması ise hangi mekanizmanın doğru olduğuna tek başına karar vermez. Önce açıklanacak davranışsal etkinin hangi koşullarda ortaya çıktığını bilmek gerekir. [1]
Katılımcıların sağ el baskınlığı da kapsamı sınırlar. Örneklem, yalnız çok güçlü sağ el kullanımına sahip kişilerden oluşmuyordu; sağ el kullanımının derecesi anketle ölçüldü. Araştırmacılar bu dereceyle performans arasındaki bağlantıda güvenilir destek bulmadı. Bundan sol el baskınlığı olan kişilerin aynı veya ters sonuç göstereceği çıkarılamaz. İncelenmemiş bir grubun sonucu, mevcut örneklemin belirsizliğini kapatmak için varsayılamaz. [1]
İkinci sınamanın kazandırdığı bilgi
Bu çalışma önceden kaydedilmiş bir registered report değildi ve önceki çalışmaların bütün ayrıntılarını birebir tekrarlamıyordu. Kavramsal yeniden sınama olarak kendi tasarım farklılıklarını açıkça ele aldı. Veriler, göz hareketlerinin tanıma belleğinde tutarlı bir artış oluşturduğu geniş iddiayı desteklemedi. İlk olumlu sonucun yanına gelen ikinci sınama, araştırmacıların belirsizliği saklaması değil, başlangıçtaki açıklama yolunu daha dikkatli seçmesidir. [1]
Kanıta dayalı sonuç bu nedenle bir bellek tekniği önerisi değildir. Aynı araştırma içinde zayıf destekli bir farkın ardından, büyütülmüş ve değiştirilmiş düzende sıfır fark lehine destek bulunmuştur. Bu durum, davranışsal bir etkinin adından veya ilk anlamlı p değerinden daha fazlasını istemeyi öğretir. Tekrar ortaya çıkma koşulları açıklanmadıkça mekanizma anlatısı sağlam bir sonuca dönüşmez. İkinci deney, ilk deneyi silmeden onun ne kadar genellenebileceğini sorgular. [1]
Kaynaklar
[1] Roberts, B. R. T., Fernandes, M. A. ve MacLeod, C. M. (2020). Re-evaluating whether bilateral eye movements influence memory retrieval. PLOS ONE, 15(1), e0227790. Açık erişim, Creative Commons Attribution. Yazarların çalışması özgün anlatım ve yorumla açıklanmıştır; doğrudan alıntı yoktur. CC BY 4.0. Ek deney ve ham veri yeniden analiz edilmemiştir.