·5 dk okuma·psikoloji
Ne Zaman Çaldı, Hangi Ses Çaldı? Eylemin Sonucunu Zamanlamak
İki deneyle sesin ne zaman ve hangi kimlikle geleceğini bilmenin farkını inceleyin; zamansal bağlanma bulgularını eylemlilik iddialarından ayırın.
Parmağınız bir tuşa basıyor, kısa bir bekleyişin ardından bir ses duyuluyor. Sesin ince mi kalın mı olacağını bilmekle ne zaman geleceğini bilmek aynı şey değildir. Üstelik başlangıç anını kendiniz belirlemek, dışarıdan gelen bir işareti beklemekten de farklıdır. Andrea Desantis, Gethin Hughes ve Florian Waszak'ın 2012'de yayımladığı iki deney, bu ayrımları bir saat kadranına taşır. Araştırmacıların sorusu, kişinin ürettiği sesin zamanını nasıl algıladığı ve bu algının sesin kimliğini önceden bilmeye bağlı olup olmadığıdır. [1]
Bu soru, eylem ve sonucunun öznel zamanda birbirine yaklaşması olarak tanımlanan zamansal bağlanmayla ilgilidir. Çalışma, olgunun bütün yönlerini aynı anda ölçmez; özellikle sonuç olan sesin algılanan başlangıcına odaklanır. Katılımcıların bildirdiği an ile bilgisayarın kaydettiği fiziksel an karşılaştırılır. Dolayısıyla burada sesin gerçekten erken çalması değil, zamanına ilişkin yargının kayması söz konusudur. Böyle bir ölçümü doğrudan özgür irade testi veya beynin bütün hareket tahminlerinin sınaması olarak okumak kapsamı aşar. [1]
Aynı bekleyiş, farklı bilgi
İlk deneye yirmi dört kişi katıldı. Ekrandaki saat ibresi bir turunu 2.560 milisaniyede tamamlıyordu. Katılımcılar belirli koşullarda sağ veya sol tuşa basarak ses dizisini başlatıyor, başka bir koşulda dışarıdan üretilmiş sesleri dinliyordu. Her denemeden sonra hedef sesin başladığı anda ibrenin nerede bulunduğunu bildirdiler. Kadran, geçen sürenin tamamına puan vermek için değil, belirli bir olayın algılanan zamanını işaretlemek için kullanıldı. [1]
Bir eylem koşulunda sağ ve sol tuş belirli seslerle eşleştirildi. Böylece seçilen tuş, ardından ince mi kalın mı ses geleceğini bildiriyordu. Diğer eylem koşulunda iki tuştan herhangi biri, eşit olasılıkla iki sesten birini üretebiliyordu. Kişi başlangıcı hâlâ kendi eylemiyle başlatıyor, fakat hedefin hangi ses olacağını tuşa bakarak kesin biçimde bilemiyordu. Her iki durumda hedef ses eylemin başlangıcından 450 milisaniye sonra sunuldu. [1]
Üçüncü koşulda tuş basışı yerine dışarıdan gelen bir öncü ses vardı. Bu işaret, sonraki sesin zamanını haber veriyordu; kişi onun ne zaman başlayacağını kendisi seçmiyordu. Araştırmacılar öncü olayların zamanlamasını önceki hareket kayıtlarıyla ilişkilendirerek karşılaştırmayı düzenledi. Amaç, bir koşulu tamamen öngörülebilir, diğerini tamamen rastlantısal yapmak değildi. Hedefin zamanını kestirebilmek ile olay zincirinin başlangıcını kontrol etmek ayrılıyordu. [1]
Kimliği bilmek ek bir fark yarattı mı?
Hedef sesler, eylemle başlayan iki koşulda dış işaretle başlayan koşula göre daha erken algılandı. Ancak hangi tuşun hangi sesi çıkaracağını bilmek, rastlantısal ses kimliği koşuluna kıyasla anlamlı bir ek kayma sağlamadı. İki eylem koşulu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Bu sonuç, çalışmanın sınadığı koşullarda belirli ses kimliğini önceden bilmenin gözlenen kayma için gerekli görünmediğini düşündürür. Bütün olası tahmin etkilerinin sıfır olduğunu kanıtlamaz. [1]
Ara sıra katılımcılardan zamanı değil, sesin ince mi kalın mı olduğunu bildirmeleri istendi. Bu kontrol denemelerinde doğruluk yaklaşık yüzde doksan dokuzdu. Dolayısıyla fark bulunmamasını, insanların sesleri hiç dinlememesiyle açıklamak kolay değildir. Bununla birlikte yüksek ses ayırt etme doğruluğu, eylem ve ses arasındaki her zihinsel bağlantının doğrudan ölçüldüğü anlamına da gelmez. Kontrol görevi, belirli bir alternatif açıklamayı zayıflatır; bütün açıklamaları tek başına elemez. [1]
İlk deney yine de bir olasılığı açık bırakıyordu. İki ses de mümkün olduğunda kişi belki ikisini birlikte bekliyordu. Belirli tek bir sonucu öngörememek, hiçbir sonuç beklentisi taşımamakla aynı değildir. Araştırmacılar bu nedenle ikinci deneyde yalnız sabit ve rastlantısal eşleştirmeleri karşılaştırmak yerine, öğrenilen eşleştirmeye uyan ve onu bozan sonuçlar kullandı. Bu değişiklik, aynı soruyu daha farklı bir karşılaştırmayla sınadı. [1]
Beklenen eşleşme bozulduğunda
İkinci deneye otuz iki kişi alındı; kontrol denemelerindeki çok düşük başarısı nedeniyle bir kişi analizden çıkarıldı. Önce sağ ve sol eylemlerin hangi sesleri izleyeceği öğretildi. Ayrı koşulda ise ilk sesin hangi ikinci sesi haber verdiği öğrenildi. Testte eşleştirmelerin çoğu korundu, bazı denemelerde beklenenin tersine ses sunuldu. Hedefin başlangıcı öncü olaydan 400 milisaniye sonraydı. Bu süre, ilk deneydeki 450 milisaniyeyle karıştırılmamalıdır. [1]
Testler kısa bloklarla düzenlendi. Bir blokta yalnız belirli tuş kullanılıyor veya belirli öncü ses duyuluyordu. Bu düzen, her denemede hangi eylemin ya da işaretin geldiğini çözme yükünü azaltmayı amaçlıyordu. Eşleştirmeyi bozan denemeler toplamda yaklaşık beşte birdi. Araştırmacılar böylece beklenen sonucu çoğunlukta tutarken beklentinin bozulduğu durumları da karşılaştırabildi. Ses kimliğine dikkat yine ayrı kontrol denemeleriyle izlendi. [1]
Eylemle üretilen hedeflerin zamanı, dış sesle başlayan koşula göre yine daha erken bildirildi. Buna karşılık öğrenilen eşleştirmeye uygun ve uygunsuz hedefler arasında anlamlı bir zaman farkı bulunmadı. Koşul ile uygunluk etkileşimi de anlamlı değildi. İlk deneydeki bulgu böylece, beklenen ses kimliğinin doğruluğunu değiştiren başka bir düzen altında da desteklendi. Ancak sonuç, katılımcıların bildirdiği başlangıç zamanı içindir; sesin şiddeti veya hoşluğu hakkında bir bulgu değildir. [1]
Kontrol açıklaması ile kanıtı ayırmak
Yazarlar, başlangıç üzerinde denetim sahibi olmanın dikkatin hazırlanışını değiştirebileceğini tartışır. Tuşa ne zaman basacağını seçen kişi, dışarıdan gelecek öncü sesi bekleyen kişiden farklı biçimde odaklanabilir. Bu, verileri yorumlamak için önerilmiş bir mekanizmadır. Deney doğrudan beyin etkinliği kaydetmez; dikkat dağılımını ayrı bir ölçümle doğrulamaz. Dolayısıyla olası açıklamayı kanıtlanmış sinirsel süreç şeklinde sunmak doğru olmaz. [1]
İkinci deneyde öğrenmenin yeterince güçlü olup olmadığı ve kısa blokların tahmini nasıl etkilediği de tartışmaya açıktır. Yazarlar düzenin eşleştirmeyi öğrenmeyi desteklediğini savunur, fakat bu tartışma bir öğrenme ölçütünün yerine geçmez. Ayrıca zamansal bağlanmanın kişinin kendini eylemin kaynağı olarak hissetmesiyle ilişkisi tamamen çözülmüş sayılmaz. Algılanan zaman kayması ile öznel eylemlilik deneyimi birbirine indirgenemez. [1]
Çalışmanın sağlam katkısı, sıkça birlikte değişen bilgileri ayırmasıdır: başlangıcı kontrol etmek, zamanı öngörmek ve hangi sonucun geleceğini bilmek. İki deneyde sonuç kimliğini daha kesin bilmek veya beklentiye uygun sonuç duymak, gözlenen zaman kaymasına anlamlı bir katkı sağlamadı. Bu bulgu, belirli motor sonuç tahmini açıklamasına sınır koyar. Bir tuşun ardından gelen sesi anlamak için yalnız ne yaptığımıza değil, neyi neyle karşılaştırdığımıza da bakmak gerektiğini gösterir. [1]
Kaynaklar
[1] Desantis, A., Hughes, G. ve Waszak, F. (2012). Intentional Binding Is Driven by the Mere Presence of an Action and Not by Motor Prediction. PLOS ONE, 7(1), e29557. https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0029557