ethruna|forum tüm yazılar English ethruna.com

·5 dk okuma·psikoloji

O Anda Görmek, Sonra Hatırlamak: Tekrarın Beğeniye Etkisini Sınamak

Tekrarın beğeni üzerindeki etkisini iki deneyle inceleyin: sunum sırasında farkındalık, sonradan tanıma ve doğrudan istatistiksel karşılaştırma neden ayrılır?

Bir şekli daha önce gördüğünüzü hatırlamamanız, onu gösterildiği anda hiç fark etmediğinizi kanıtlar mı? Gündelik konuşmada bu iki durum kolayca birbirinin yerine geçer. Oysa unutulmuş bir karşılaşma ile bilinçli olarak görülmemiş bir sunum aynı olay değildir. Tekrarın bir nesneyi daha hoş bulmamıza katkısını araştırırken bu ayrım önem kazanır. Sonraki bellek testi başarısız olduğunda, artan beğeniyi hemen farkındalık dışındaki bir etkinin kanıtı saymak, zaman içinde değişebilen iki ölçüyü birbirine karıştırabilir.

Daniel de Zilva ve çalışma arkadaşlarının 2013 araştırması bu sorunu deneyin merkezine aldı. Araştırmacılar, bir uyaranı aynı süreyle gösterirken görünürlük koşulunu değiştirdi ve her sunumun ardından kişinin onu fark edip etmediğini sordu. Çalışma yalnız tekrar beğeniyi artırır mı sorusunu değil, görülmediği söylenen şeyin gerçekten hangi ölçüte göre görülmemiş sayıldığını da inceliyordu. Sonuçları anlamak için iki deneyi ve doğrudan karşılaştırmalarını ayrı izlemek gerekir. [1]

İki göze farklı görüntü

Kullanılan yöntem sürekli flaş baskılama olarak adlandırılıyordu. Bir göze hedef biçim, diğerine hızla değişen görsel gürültü örüntüleri sunuluyordu. Gürültü, hedefin bilinçli görünürlüğünü baskılayabiliyordu. Görünür koşulda hedef, gürültü örüntülerinin üzerine de eklenerek diğer göze sunuluyordu. Dolayısıyla koşullar yalnız birinde gürültü bulunup diğerinde bulunmamasıyla ayrılmıyordu; ikisinde de dinamik örüntüler vardı. [1]

Kırmızı ve yeşil filtreli gözlükler, ekrandaki renk kanallarından gelen bilgiyi gözlere ayırmaya yarıyordu. Her sunum bir saniye sürdü. Bu süre eşitliği, kısa gösterilen şeyle uzun gösterilen şeyi karşılaştırıp farkı yalnız farkındalığa bağlama sorununu azaltıyordu. Yöntem yine de farkındalığın tek mümkün müdahalesi değildi. Başka baskılama yöntemlerinde aynı sonucun çıkacağını baştan garanti etmiyordu. [1]

Katılımcı her sunumdan sonra bir kontur görüp görmediğini bildirdi. Ayrıca yalnız gürültünün bulunduğu kontrol denemeleri vardı. Bu denemelerde sürekli hedef gördüğünü söyleyen kişinin yanıtları güvenilir sayılmayabilirdi. Öte yandan kontrol denemeleri, kişinin belirsiz bir görme deneyimini aşırı ihtiyatla yok saymasını aynı kesinlikle saptamaz. Araştırmacılar özbildirim ölçüsünün bu sınırını açıkça kabul ediyordu. [1]

Konturların ilk sınaması

İlk deney, giriş psikolojisi dersine kayıtlı bin beş öğrencilik bir kolayda örneklemle, sınıf gösterimi kapsamında yapıldı. Anlamsız on altı kontur kullanıldı. Konturlar sıfır, bir, on veya yirmi kez sunulacak şekilde ayrıldı; sıfır sunum, son testte karşılaştırılacak yeni uyaranları sağlıyordu. Beğeni ve daha önce görmüş olma yargıları ayrı testlerde yedi basamaklı ölçeklerle alındı. Bir konturu hoş bulmakla onu tanıdığını bildirmek aynı soru değildi. [1]

Analizde yalnız ilk kayıt sayısına bakmak yanıltıcı olur. Kontrol denemelerindeki yanlış yanıtlar ve görünürlük bildirimleri elemelere yol açtı. Baskılanması amaçlanan bir kontur herhangi bir sunumda görülmüşse o konturun verisi çıkarıldı. Görünür olması amaçlanan bir kontur için görülmedi bildirimi varsa da ilgili veri dışlandı. Böylece analiz, koşul adını gerçek deneyim yerine koymakla yetinmedi. Ancak bu işlem, her karşılaştırmada aynı sayıda eksiksiz katılımcı kalmadığı anlamına da geliyordu. [1]

Görünür konturlarda sunum sıklığı arttıkça hoşluk puanlarında küçük bir artış vardı; baskılanmış konturlarda böyle bir artış bulunmadı. Bununla birlikte aynı kişilerin iki koşulda da eksiksiz verilerini kullanan doğrudan karşılaştırmada, sıklık ile farkındalık etkileşimi anlamlı değildi. Bu ayrıntı belirleyicidir. Bir sonuç anlamlı, diğeri anlamsız diye ikisinin birbirinden anlamlı biçimde farklı olduğu söylenemez. İlk deney tek başına farkındalık hakkında güçlü bir sonuca yetmiyordu. [1]

Daha ayırt edilebilir hedefler

Araştırmacılar ikinci deneyde konturların yerine yüzler kullandı. Daha kolay ayırt edilen uyaranların daha belirgin bir tekrar etkisi sağlayabileceğini düşündüler. Bu, ilk sonucun nedenini kesin olarak saptadıkları anlamına gelmez; yeni malzemeyle sınanabilecek bir açıklamaydı. İkinci deneyde ilkine katılmamış iki yüz kırk psikoloji öğrencisi yer aldı. [1]

Yüz ifadeleri nötr, mutlu veya öfkeliydi. Her katılımcı bu ifade koşullarından birine rastgele atandı; herkes bütün ifadeleri görmedi. Sunum sıklığı ve baskılanmış ya da görünür koşul karşılaştırmaları ise görev düzeninin parçası olmaya devam etti. Aynı görünürlük eleme kuralları bu deneyde de uygulandı. İki koşulun bütün sıklık düzeylerinde eksiksiz karşılaştırılabildiği katılımcı sayısı altmış beşti. Başlangıçtaki iki yüz kırk kişiyi bu özel analizin örneklemi gibi yazmak doğru olmaz. [1]

Bu kez eksiksiz eşleştirilmiş veride sıklık ile farkındalık arasındaki etkileşim anlamlıydı. Görünür yüzlerde tekrar hoşluk puanını artırırken, baskılanmış yüzlerde güvenilir bir artış bulunmadı. Tanıma puanları da görünür sunumlarda artıyor, baskılanmış sunumlarda aynı örüntüyü göstermiyordu. Nötr ifadelerde görünür tekrarın beğeni etkisi diğer ifadelerden daha büyüktü; bulgu yalnız mutlu yüzlerin zaten hoş görünmesiyle özetlenemezdi. [1]

Bir yokluk bulgusunun sınırı

Eleme kuralları başka bir yorum sınırı da oluşturur. Eşleştirilmiş analiz, iki koşulu aynı kişilerde karşılaştırmayı sağlar; fakat yalnız gerekli verisi kalan kişilerden oluşur. Bu nedenle sonuçların kapsamını anlatırken başlangıçtaki geniş sınıf grubunu tek başına vurgulamak yeterli değildir. Görünürlüğü sık sık bozulan hedeflerin dışlanması, araştırmanın sorusunu daha belirgin bir deneyim kümesine daraltır. [1]

Bu sonuç, baskılanmış uyaranların zihinde hiçbir işlemden geçmediğini göstermiyordu. Araştırmada doğrudan beyin görüntüleme yapılmadı. Baskılama altında hangi düzeyde işlemenin sürdüğü, makalenin tartışmasında açık bırakılan bir soruydu. Eğer yöntem daha yüksek düzeydeki işlemeyi de güçlü biçimde engelliyorsa, beğeni etkisinin yokluğu yalnız farkındalığın yokluğuna özgü bir açıklama taşımayabilir. [1]

Bu nedenle bulguyu bütün bilinç dışı etkilerin imkânsızlığı veya her tür gizli reklamın etkisizliği gibi geniş cümlelere taşımak gerekmez. Kısa maskeli sunumlarla elde edilmiş önceki sonuçlar ile bu yöntemin sonuçları arasındaki farklar da makalede çözümlenmiş son bir hüküm olarak sunulmuyordu. Daha dar ama sağlam ifade, aynı süreli bu baskılama düzeninde görülmeden tekrarlanan hedefler için güvenilir bir beğeni artışı bulunmamasıdır. [1]

Araştırmanın kalıcı yöntem dersi, üç ayrı zamanı korumaktır: sunum sırasında görme bildirimi, sonradan tanıma yargısı ve sonradan hoşluk değerlendirmesi. Bunlar birlikte değişebilir, fakat birbirinin yerine geçmez. Özellikle ilk deneyin zayıf doğrudan karşılaştırmasını saklamadan ikinci deneyin daha belirgin sonucuna geçmek, kanıtı çekici bir başlıktan daha açıklayıcı hâle getirir. Beğeninin nasıl değiştiğini anlamak, önce karşılaşmanın nasıl ölçüldüğünü anlamayı gerektirir.

Kaynaklar

[1] de Zilva, D., Vu, L., Newell, B. R. ve Pearson, J. (2013). Exposure Is Not Enough: Suppressing Stimuli from Awareness Can Abolish the Mere Exposure Effect. PLOS ONE, 8(10), e77726. https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0077726 . DOI: 10.1371/journal.pone.0077726. Creative Commons Attribution lisanslı araştırmaya dayanan bağımsız açıklama.

ilgili yazılar